Ana Sayfa / 78 Yıllık Başarı Öyküsü / Aldığı Ödüllerden Bazıları / Şarkılarını Dinle / Film Afişleri

 Basından Seçme Resimler
/ Sahnelerden Seçme Resimler / Hayatından Kareler
 


Sahnede DOĞAN YILDIZ...

1941 yılında sahne ile tanışan ve ilk rolü figüranlık olan Şadan ADANALI 57 yıldır sahnelerde. Operet oyunculuğu ile başlayan sanat yaşamında sayısız başarılarda imzası olan ADANALI, yüreğinde hala ilk günün heyecanı, başarıdan başarıya koşuyor.

Adana’da, okuma arzusu ile yanıp tutuşan bir çocuk. Okuma aşığı. Ortaokuldan sonra okuyabilmek için her yolu deneyen, ancak arzusuna bir türlü ulaşamayan delikanlı.

         Kader  onun bir başka alanda, yine okuma ile ilgili bir alanda tanınmasına sebep oldu. O Şadan ADANALI. 1941’de Eskişehir’de Muhlis Sabahattin ile başlayan sanat ve sahne hayatında 57 yıldır hep gündemde. Onu kim tanımaz ki…

         “ Bu Dünyanın Dört Bucağı Köhne Bir Meyhanedir…” sözleriyle başlayan gazeli, geçmişte olduğu gibi bugünlerde yine dillerde marş.

         1924 yılında doğan, doğduğu kenti, adını kendine soyadı almacasına seven Şadan ADANALI ilk ve orta okulu, berber olan babasının dükkanında çalışarak bitirmiş. Burada Şadan ADANALI’nın hayat öyküsüne onun sözleriyle bir paragraf açalım ve kendisini dinleyelim.

         “ Orta okulun son senesinde babam, “oğlum ben üçünüzü okutamam” dedi. Bunun üzerine okulu bitirdikten sonra Milli Mensucat fabrikasında işçi olarak çalışmaya başladım. Ama okumayı çok arzu ediyordum. Bir gün Son Posta gazetesinde bir ilan gördüm. Eskişehir’de orta okul mezunlarını kabul eden bir lise öğrenci alacakmış. Elektrik dalında teknik eleman yetiştireceklermiş. Okuma aşkı ile yanıp tutuşuyorum ve hemen kararımı verdim. Okuyla başvuracaktım. Biraz sabredip cep harçlığımı ve yol paramı biriktirip Eskişehir’e gittim. Ama orada hayal kırıklığına uğradım. Okul TCDD’de çalışan ailelerinin çocukları için açılmış. Dışarıdan öğrenci almayacaklarmış. Çok üzülmüştüm…”

         Uğradığı hayal kırıklığının ezikliği ile kendini sokaklara atan genç Şadan adanalı kenti dolaşırken bir berber dükkanı görür ve ustadan iş ister. Babacan tavırlı berberin yanında 1.5 ay çalışan Adanalı’nın yaşamını değiştirecek sürpriz burada kendini gösterir….

         Gerisini Şadan ADANALI’dan dinleyelim.

         “ Bir gün, Eskişehir Halkevi’nin duvarında bir afiş gördüm. Afişte, Muhlis Sabahattin ve Çocukları Opereti yazıyordu. Kader. Bakın nereden nereye. İçim kıpır kıpır oldu ve hemen Halkevi’ne koştum. Muhlis beyin yanına çıktım.:  “ ben tiyatro sanatçısı olmak istiyorum. Sesimde var.” Dedim. Beni dinledi, beğendi ve figüran olarak kadroya aldı aldı. Yıl 1941. Artık operet oynuyordum. 2,5 ay Türkiye’yi dolaştık sonra Ankara’ya döndük ve Ankara Halkevi’nde oynamaya başladık. Ama işler kötü gidiyordu. Yine turneye çıktık. Afyon’dan İzmir’e geçtik. İşler umduğumuz gibi gitmedi ve heyet İzmir’de dağıldı. Hoca beni ve İstanbul’a gitmek isteyen diğer arkadaşları yanına aldı ve biz İstanbul’a gittik. Taksim’deki Kristal gazinosunda operet oynayacaktık. Kristal’de benim önümü açan bir gelişme oluyor ve sesim güzel diye operetten önce uvertür olarak sahneye çıkıp türkü okumaya başlıyorum. Sonra operette oynuyorum.”

         Ayla ile tanışma;

         İstanbul’a gelişinin senesinde Safiye Ayla’nın dikkatini çeken Şadan ADANALI, onun daveti üzerine 1942 yılında kadrosuna girer ve bugünkü FİTAŞ sinemasının olduğu yerde İstanbul gazinosunda söylemeye başlar.

         Söz yine Adanalı’da;

         “ Safiye hanım’ın kadrosunda bir yıl uvertür olarak çalıştıktan sonra ikinci solistliğe yükseldim. İstanbul Gazinosunda Raşit Rıza’yı, Halide Pişkin’i,  Mualla Gökçay’ı tanıdım. O gazinoda 1943 yazına kadar çalıştım. O yaz bazı ekstralara da gitmeye başladım. Para biriktiriyordum. Çünkü askerlik çağım geliyordu. Ertesi yazda Harbiye’de bugün İstanbul Radyosu’nun olduğu yerde Belvü gazinosunda çalıştım. Orada da Müzeyyen Senar’ı tanıdım. Sonra ver elini askerlik."

         Başarının Sırrı Saygıda.

            Safiye Ayla’dan Hamiyet Yüceses’e, Müzeyyen Senar’dan Suzan Güven’e kadar bütün sanatkarların kadrolarına almak için yarıştıkları Şadan ADANALI başarısının sırrını çok çalışmasına, üstadlara saygı göstermesine ve düzenli bir hayat yaşamasına bağlıyor.

Askerliğini tamamladıktan sonra İstanbul’a dönen Şadan ADANALI bu kez Hamiyet Yüceses’ten teklif alır ve onun kadrosunda da ikinci solist olarak okumaya başlar.yaz gelir ve yine turneler dönmeye başlar.  O yaz Raşit Rıza tiyatrosu ile turneye çıkan Adanalı turnede o yılların dansözü Emine Adalet ile tanışır.

         “ Turnelerde Emine Adalet hanım ile operet oynuyoruz ben başrol oynuyorum. Orada da yine operetten önce sahneye çıkıyor ve türkü okuyorum. Raşit Rıza ile de işler iyi gitmedi. Ben ve Adalet hanım İzmir’de kaldık. Bir gazinoda ben okuyorum, Emine hıanım da dans ediyor. Böyle böyle 1951’e geldik. İstanbul’a döndük ve Yenikapı’da Çakır gazinosunda çalışmaya başladık. O yılın yaz aylarında Beyazıt’taki Lale Bahçesi ve Cağaloğlu’ndaki Çiftesaraylar Bahçesi’nde de çalıştım. Hem türkü hem gazel, hemde şarkı okuyordum. 1951 yılında ilk plağımı doldurdum.
" BU DÜNYANIN DÖRT BUCAĞI KÖHNE BİR MEYHANEDİR.”

         Sahne hayatının basamaklarında yavaş yavaş yükselen Şadan ADANALI 1956 yılında Grafson plak şirketine transfer olur ve Kadri Şençalar’ın DERE BOYUNDA SAZ OLUR adlı bestesini okur. Artık şöhreti iyiden iyiye yayılmaktadır. Plaklar sayesinde Anadolu’daki dinleyicilere ulaşan Adanalı bu yıllarda da sık sık turnelere çıkar. 1956 – 1970 yılları arasında hem İstanbul, Ankara ve İzmir’de hem de Anadolu’nun çeşitli kentlerinde sahneye çıkan Şadan Adanalı, İsmail Dümbüllü, Ferdi Tayfur ve Avni Dilligil tiyatrolarında da oynar. 1954 yılında ilk yurt dışı turnesine çıkan Adanalı, Beyrut’tan İsrail’e, Almanya’dan Fransa’ya, ABD ve İngiltere’den Avustralya’ya kadar bir çok ülkede kendisini sevenlerle buluşur.

         Adanalı’nın geçmişine dönerek anlattıklarına kulak verelim;

         “ 1940’lı, 1950’li yıllarda müzeyyen Hanım, Perihan Hanım, Safiye Hanım, Suzan Güven Hanım, kim olursa olsun, hep beni yanlarında görmek isterlerdi. Çok düzenli bir hayatım vardı. İçki, sigara içmem. Beni kimse sarhoş görmemiştir. Kendime dikkat eder, temiz giyinirim. Saz üstadlarına, solist arkadaşlarıma sağlıklı yaklaşırdım. Kendime hep iyi arkadaşlar seçtim. Çok çalıştım. Büyüklere saygı gösterdim. Hep öğrenmek istedim. Müzik eğitimim yok ama ben üstadlar tarafından hem ses hem de sahne adabı konusunda sahnede eğitildim. Selahattin Pınar, Sadettin Kaynak, Kadri ve İsmail Şençalar, Halide Pişkin, Emine Adalet’in bana yardımlarını asla unutamam.”

         Okuduğu zaman gazinoların alkıştan inlediği Bu Dünyanın Dört Bucağı Köhne Bir Meyhanedir adlı Neva Rast gazelin sözleri ve bestesi kendisinin. Adanalı’nın bir başka bestesi de sözleri yine kendisinin olan muhayyer Makamındaki Ardınca Süründüm Bitti Takatım adlı şarkısıdır. Ahım Gibi Ah Var mı Acep Ahlar İçinde adlı güftesi de Osman Nihat Akın tarafından Hüzzam makamında bestelenmiş.

         Kanlı Çevre ve Kirli eller adlarını taşıyan iki film çeviren Adanalı bu filmlerde Salih Tozan Ve Abdullah Palay ile oynamıştır. İki filmde 18 gazel okuyan Şadan Adanalı2nın bu filmleri Haliç’te türk filmlerinin saklandığı deponun yanması sonucu kül olmuştur.   Daha sonra İbrahim Tatlıses’le Sevmek ve Bilge Şan ile Zehirli çiçek filminde rol almıştır. Sahneye çıkarken mutlaka “ Allahım beni mahcup etme, bana yardım et” diye dua eden Şadan ADANALI inançlı bir kişi. Atatürk ilke ve devrimlerine yürekten bağlı olan Adanalı, Atatürk’ü dünya liderleri arasında ilk sıraya koyuyor ve ona hayran.

" Yukarıda okuduğunuz 1998 yılında BİZİM GAZETE'de yayınlanan canlı röportaj ile Şadan ADANALI'nın hayatından belli kesitleri bize derleyen saygıdeğer gazeteci ve yazar Sayın İskender Özsoy bey'e çok teşekkür ederim." A. Korhan ADANALI ...

 

                                                                     

© Copyright 2002 / Şadan ADANALI'nın Kişisel Resmi Web Sitesidir. / İçerikle İlgili Destekler İçin Teşekkür Ederiz.